Ne İstiyoruz?

Nükleer bomba patlarsa?

12
Mar 2013

ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Çin, Hindistan, Pakistan, İsrail ve Kuzey Kore'nin elinde tahmini olarak 19 bin nükleer silah var, bunlardan 2 bini her an ateşlenebilir durumda tutuluyor ve birkaç dakika içinde kullanılabilir.

Bu hafta (4-5 Mart) Norveç’in başkenti Oslo’da, Norveç hükümetinin çağrısı ve 132 devlet delegasyonunun katılımıyla Nükleer Silahların İnsani Etkileri başlıklı uluslararası bir konferans düzenlendi. Katılan devletler arasında beş kişilik bir heyet ile Türkiye de vardı.

Nükleeri yeniden düşünmek

Bugüne kadar nükleer silahsızlanma tartışmalarına hakim olan temel yaklaşım bu silahların sayısının kontrol altında tutulması ve nükleer silahsızlanmaya doğru adım adım gidilmesi yönündeydi. Soğuk Savaş biteli 20 yıldan fazla olmasına rağmen dünyada hâlâ yaklaşık 19 bin adet nükleer bomba bulunduğunu düşünürsek, bu yaklaşımın pek işe yaramadığı ortada. Daha geçtiğimiz haftalarda Kuzey Kore üçüncü yeraltı nükleer bomba denemesini yaptı.

Geçen sene nisan ayında Viyana’da yapılan ‘Non-Proliferation Treaty /Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ (NPT) toplantısında Norveç, bütün devletleri nükleer silahların insani etkilerinin ve sonuçlarının tartışılacağı bir konferans düzenlemeye davet etti. Konferans 4-5 Mart’ta Oslo’da yapıldı.

Konferansın sorduğu temel sorular şunlardı: Eğer günümüzde, örneğin İstanbul gibi büyük bir şehirde nükleer bomba patlarsa bunun sonuçları ne olabilir? Böyle bir patlamanın, kazara ya da bilinçli olarak gerçekleşmesi durumunda uluslararası toplum buna gerekli müdahaleyi yapacak hazırlığa sahip mi? Bu sorular çerçevesinde üç gündem vardı. Birincisi, nükleer bomba patlamasının anlık insani etkileri, ikincisi uzun vadeli sonuçları ve üçüncüsü böyle bir patlamaya ilişkin hazırlıklar. Böylece nükleer silahlar ilk defa ulusal güvenlik ya da silahlanmanın kontrolü açısından değil, insanlığa ve gezegene verdiği zarar açısından konuşulmuş oldu.

Devletlerin hazırlığı yok

Konferansın konuşmacıları doktorlar, gıda uzmanları, Kızıl Haç uzmanları, nükleer fizikçiler ve nükleer deneme mağdurlarından oluşuyordu. Devletler öğrenmeye gelmişlerdi. Aslında, Türkiye de dahil olmak üzere hiçbirisinin, sıradan ulusal afet planı dışında, nükleer bomba patlamasına yönelik özel bir hazırlığı ve hatta bu durumda ne yapılması gerektiğine dair bir fikri yoktu.

Halbuki Dünya Sağlık Örgütü, 1987 kadar eski bir tarihte bu gerçeği söylemişti: “Bir nükleer savaşın yarattığı sağlık sorunlarını önlemenin tek yolu bu savaşın gerçekleşmesini önlemektir.” Yani, bir nükleer bomba patlamasının yaratacağı sonuçları tedavi etmenin ya da geri döndürmenin, böyle bir patlamaya anında müdahale etmenin hiçbir yolu yoktur. Nükleer bir patlamaya hazır olamazsınız!

Konferansa katılan bilim insanlarının verdiği bilgilere göre 100 kilotonluk bir nükleer bomba patladığı anda 10 saniye içinde 3 km çapında bir alana yayılıyor ve güneşten daha büyük bir ısı yayarak bu alan içindeki her tür canlı ve cansızı yok ediyor. Buna müdahale etmeniz mümkün değil.

Konferansın konuşmacılarından nükleer fizik uzmanı Dr. Patricia Lewis’in sözleri gerçekten çok çarpıcıydı: “Nükleer silahların sebep olduğu asıl tehdit, var oluşlarından kaynaklanıyor. Günümüzde 9 ülkenin ( ABD , Rusya, İngiltere, Fransa, Çin, Hindistan, Pakistan, İsrail, Kuzey Kore) tahmini olarak 19 bin nükleer silahı bulunuyor, bunlardan 2 bin tanesi istinadı tetik pozisyonunda (her an ateşlenebilir durumda) tutuluyor ve birkaç dakika içinde kullanılabilir. Günümüzde nükleer silahların çoğu Hiroşima’ya atılan nükleer silahlardan onlarca kat daha güçlü. Nükleer silah sahibi devletlerin silahsızlanmayı başaramaması diğer ülkelerin ya da terörist grupların da bir gün nükleer silah sahibi olmaları riskini artırıyor. Nükleer silahların yayılmasını ya da gelecekte kullanılmasını önlemenin tek yolu, daha fazla geç kalınmadan bu silahları yasaklamak ve tamamen ortadan kaldırılmasıdır.”

Konuşmalarda vurgulanan bir başka önemli konu da hâlâ devam eden nükleer silah denemeleriydi. Uluslararası Nükleer Savaşın Önlenmesi İçin Doktorlar’dan (IPPNW) Dr. Ira Halfand konuşmasında, 1945 ile 1980 yılları arasında yapılan atmosferik nükleer denemeler sebebiyle önümüzdeki yıllar içinde toplam 2.4 milyon insanın hayatını kaybetmesinin beklendiğini söyledi. Bu testlerde Hiroşima’ya atılan atom bombası gücünde 29 bin bomba kullanılmış.

Beş devlet protesto etti

Hiç de şaşırtıcı olmayan şekilde nükleer silah sahibi beş devlet, ABD, Rusya, Fransa, İngiltere ve Çin, son dakikada konferansı boykot ettiklerini açıkladılar. Gerekçeleri, bu konferansın zaten devam eden (ama nedense bir türlü nihayete ermeyen) silahsızlanma süreçlerine odaklanmayı engellediği yönündeydi. Bu gerekçe konferansa katılan herkes tarafından müstehzi bir gülümsemeyle karşılandı. Üçü NATO üyesi olan bu devletlerin boykotu, konferansa katılan 132 devleti bir adım daha atıp sürece devam etme kararı almaktan alıkoymadı.

Bir sonraki durak Meksika

132 ülke delegasyonu, Kızıl Haç ve BM örgütleri ve 50 sivil toplum kuruluşunun katıldığı konferansın sonunda Meksika, kısa bir zaman dilimi içerisinde aynı başlıkla yapılacak ikinci konferansa ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu açıkladı. ICAN (Nükleer Silahların Tamamen Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Kampanya) sözcüsü Rebeca Johnson konferans sonrası yaptığı değerlendirme konuşmasında şöyle diyordu: “Bu konferans gösterdi ki, nükleer silahların kullanılması nükleer silah sahibi olan ve olmayan devletlerde iklim, çevre, insanlık açısından kitlesel bir yıkıma yol açabilir. Bu küresel yıkım, herkese bunun olmasını engelleme sorumluluğunu ve hakkını veriyor. P5 (ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Çin) burada gerçekleşen diyaloğa katılma fırsatını kaçırdı fakat bu durum buradaki devletleri bir adım daha atmaktan alıkoymadı. Tam tersine, Meksika’nın bir sonraki toplantıya ev sahipliği yapacağını açıklaması, nükleer silah sahibi olmayan devletlerin ne kadar önemli bir role sahip olduğunu gösteriyor.”

Konferansın sonunda devletlerin tüm şüpheci yaklaşımlarına rağmen biz aktivistlerin hissiyatı nükleer silah tartışmalarında yeni ve geri dönülemez bir sürece girdiğimiz yönündeydi.

Arfe Köse (ICAN Türkiye Koordinatörü)

Cenk Levi (Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu)

Radikal, 10 Mart 2013