Ne İstiyoruz?

"Seksen dört yaşındayım ömrüm yettiğince mücadele edeceğim"

29
Mar 2012

Hiroşima, Nagazaki ve Fukuşima felaketlerini yaşayan ve bu deneyimler ışığında nükleer silahlara, nükleer enerjiye karşı mücadele eden Barış Gemisi aktivistleri ile Türkiye’den nükleer karşıtı aktivistlerin yer aldığı  “ Nükleersiz bir dünya mümkün toplantısı” bugün, İstanbul’da yapıldı.

Toplantının açılış konuşması Şevval Sam tarafından yapıldı. “Nükleer santraller ve nükleer silahlar- her ikisi de aynı şeydir- insanlığın sonunu getirecek ölümcül riskler oluşturur” diyen Şevval Sam Hiroşima, Nagazaki ve Fukuşima’da yaşanan felaketlerden ders alınması gerektiğini vurguladı.  Para ve iktidar peşinde olanların hırslarının dünyayı yok etmesine izin vermeyeceğimizi ve yeryüzünün onlara ait olmadığını ifade ettiği konuşmasında “Japonya’dan kalkıp İstanbul’a kadar gelen nükleer bomba ve enerji mağduru dostlarımızın varlığı aslında ne yapmamız gerektiği konusunda yeterice fikir veriyor” diyerek “vicdanın olmadığı yerde insanlık da var olmayacak ve biz nükleersiz bir dünya için var gücümüzle mücadele edeceğiz” dedi.

1983’ten beri barış ve halkların kardeşliği için mücadele ettiklerini belirten Akıra Kawasaki, Barış Gemisi’nde yer alan STK temsilcileri ile nükleersiz bir Ortadoğu için bir araya geldiklerini söyledi. Bu yılsonunda Fillandiya’da yapılacak nükleer toplantısına hazırlandıklarını söyleyen Kawasaki, Mısır, Ürdün, İran, İsrail, Lübnan ve Türkiye’den nükleer silahlanma karşıtlarının ortak taleplerini “nükleersiz Ortadoğu” ve “nükleer silahlardan arındırılmış bir Ortadoğu“ talebini Finlandiya hükümetine ileteceklerini belirtti. Hiroşima ve Nagazaki gibi bir deneyimi yaşamış olan ve yine de buna rağmen nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanılmasını kabul eden Japonya için bunun çok büyük bir hata olduğunu ifade etti. Fukuşima deneyimi ile hükümetin, nükleer sektörün ve yöneticilerinin nasıl bir yaklaşımda olduklarını gayet iyi öğrendiklerini. Japonya/ Yokohama’da büyük bir nükleer karşıtı konferans örgütlediklerini ve Japon halkının yüzde sekseninin nükleer istemediğini dile getirdi. Ve bu mücadele içinde sadece yaşlı kuşaklar değil genç yaşlı, kadın erkek herkes yer alıyor dedi.

İstanbul eski Milletvekili Ufuk Uras ise Türkiye’de parlamentodaki partilerin BDP dışındakilerin hiçbirinin kategorik olarak nükleere karşı olmadığını, oysa halkın büyük çoğunluğunun nükleer santral istemediği gerçeği bulunduğunu hatırlattı. Nükleer santral yapımının referandumla halka sorulmasını talep etti. Radyoaktif olacağımıza bugünden nükleere karşı aktif olalım çağrısı yapan Uras, atomu parçalamaktan daha şeytani bir şey yoktur gelin bu şeytan işinden vazgeçin diyerek hükümete seslendi.
Hiroşima’ya nükleer bomba atıldığında on altı yaşında olan Lee Jongkeun’nun anlattıkları ise toplantıda bulunanları bir kez daha neden nükleere hayır demek gerektiğine ikna edecek nitelikteydi. Jongkeun, on altı yaşındaki bir çocuğun yaşadığı korkunç deneyimi bizlerle paylaştı.

"Ben  Koreliyim. Ülkenize gelmekten büyük mutluluk duydum. Çok güzel bir şehirde yaşıyorsunuz, özellikle çiçek açmış ağaçlar görünce çok mutlu oldum. Bu ülke dünya mirası açısından önemli değerler taşıyan çok güzel bir ülke aynı benim ülkem gibi. Ama mirasımızın içinde sadece güzellikler yok. Biz kendi adımıza bu mirastan atom bombasını aldık. Japonya’da yaşayan bir Koreliyim. Yakında 84 yaşında olacağım. Bombalama olduğunda on altı yaşındaydım. Japonya’da ulusal demiryollarında lokomotif bölümünde çalışıyordum ve evim bombalamanın meydana geldiği esas merkezden 16 km uzaklıkta idi.  Her gün Hiroşima’ya trenle gidip geliyordum. O sabah  treni kaçırdım ve bu şekilde bombaya maruz kaldım. İş yerine yakın bir yerde parlak sarı bir ışık gördüm. Kafamın arkasındaki saçlarım yandı. Gözlerimi, kulaklarımı kapadım yere yattım ama hiç ses duymadım. Tam 16 yaşındaydım. Her şeyi hatırlıyorum. O sabah pırıl pırıl bir güneş vardı bomba atılınca o güneşten daha parlak bir ışık oluştu. Ensemde saçlarımın yanma sesini duyuyordum. Atom bombasının ne olduğunu o zaman bilmiyorduk. Daha önceden ABD’nin bombalamaları nedeniyle bizi uyarıyorlardı “ bomba atılınca yere yatın gözlerinizi burnunuzu kapatın” diye. Ben de tam bunu yaptım. Mantar şeklinde yükselen dumanı görmedim. Ben sadece korku içinde yere yapışmış vaziyette kalmıştım. Ortalık karanlıktı hiçbir şey göremiyordum. Bu karanlığın sebebi atom bombası değildi. Bomba nedeniyle yıkılan binaların toz bulutuydu. Toz yavaş yavaş dağıldı. O zaman etrafı gördüm. Yemek kutumu aradım ama onu bulmak kolay olmadı. 20 metre ilerde buldum ve onu alıp bir köprünün altına sığındım. Köprünün altında dört beş kadar yetişkin insan vardı ve biri bu yeni bir tipte bomba diyorlardı. Yeni tipte bir bomba ne demek anlamamıştım. Biri yanaklarımın kızardığını söyledi. Yanaklarıma dokundum, acı hissettim ellerim bacaklarım ensem ağrıyordu. Işık patlaması beni yakmıştı. İşyerime dönmeye karar verdim ve yolda giderken yardım isteyen insanlar vardı. Ben yardım edemedim kendimi güçsüz hissediyordum. Ölü insanlar gördüm. Çalışma arkadaşlarım bina içinde oldukları için benim gibi etkilenmemişlerdi. Yanıklarıma yağın iyi geleceğini söyleyip lokomotiflerden elde edilen zifti sürdüler. Canım yandı ve ağlamaya başladım. Annemi babamı ailemi düşündüm. Onlarda bombadan etkilenmiş miydi? Eve gitmek için köprüden geçmem gerekiyordu. Köprüde insanlar gördüm, giysileri yoktu, yanıklarla doluydular. İnsanlar yakınlarını arıyorlardı.  Eve akşam dokuzda vardım, annem babam yoktu. Bütün gün yemek yememiştim açtım. Annemi bekledim. Canım yanıyordu, açtım ve ağladım.  Yanıklarımızı tedavi edebilecek ilaç hastanelerde bile yoktu.  Cildim pul pul soyuldu. Yüzümdeki pulları ayıklamak kolaydı ama ensemdekileri ayıklamak zordu. Pul pul dökülen deriyi alamadığım için çürümeye başladı. Sinekler yaraya üşüştü, kurtçuklarını yaraya bırakıyorlardı. Annem yemek buçuklarıyla tek tek kurtçukları ayıklıyordu. Bunu yaparken kendisi de acı çekiyordu. Onun gözyaşları benim yanaklarıma damlıyordu, o gözyaşlarını asla unutamam. Dört ay sonra yaralarım iyileşti ve işime döndüm. Fukuşima’da da kazaya yol açan yine nükleer enerjinin kendisiydi. Daha yaşanacak kaç yıllık ömrüm var bilmiyorum ama ömrüm yettiği kadar nükleer enerjiye, nükleer silahlara karşı mücadele edeceğim çünkü dünyamız çok güzel bir yer."

BAK yürütmesi adına toplantıda son konuşmayı yapan Şenol Karakaş ise Seul’de yapılan Nükleer Güvenlik Zirvesi’nin ikiyüzlülüğüne dikkat çekerken elinde doksan dört bin kullanıma hazır nükleer bombası olan Barak Obama ile ne pahasına olursa olsun nükleer santral kurmak isteyen Tayyip Erdoğan’ın dünyaya nükleer teröre karşı mücadeleden bahsedemeyeceğini söyledi. Asıl teröristler ellerinde nükleer silahlar olanlardır. Newroz’u yasaklayan, KESK’e saldıran, nükleer santral kurmak isteyen ve başlı başına kendisi terör ortamı yaratan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’dir. “Biz bunlara karşı yılmadan mücadele edeceğiz” diyerek 26 Nisan Çernobil Felaketinin yıldönümünde yine sokaklarda olacağımızı söyledi.

“Nükleersiz bir dünya mümkün” toplantısı sırasında Akkuyu’da yapılmaya çalışılan bilgilendirme toplantısı da sık sık gündeme geldi.  Nükleer karşıtlarının bilgilendirme toplantısını bloke ettikleri ve toplantının yapılamadığı bilgisi salonda alkışlarla karşılandı.

Hiroşima’yı bombalayan ABD’li pilotun yakın bir zamanda bombalama için “en ufak bir pişmanlık duymadığını” söylemesinin Lee Jongkeun’yu nasıl etkilediğini sorulması ve Jongkeun’un yanıt vermesiyle son buldu. Lee Jongkeun’un verdiği yanıt ise “ şu anda bir düşmanlık taşımıyorum ama olay olduğu zaman büyük bir nefret hissediyordum. ABD’de binlerce insan nükleere karşı. Onlarla birlikte şimdi mücadele etmek çok önemli.”