NASA'nın iklimbilimcisi James E. Hansen'ın Amerikan Senato komisyonunda 23 Haziran 1988'de yaptığı tarihi konuşmada atmosferdeki sera gazlarının artışının iklimi değiştirdiğini, yani insanların dünyayı ısıttığını, bilimsel verilerin değerlendirilmesiyle ulaştığı bu tespitinden de %99 oranında emin olduğunu ifade etmişti. Bu konuşmanın üzerinden tam 22 yıl geçti. 22 yıl içinde, iklim değişikliğinin durdurulması ile ilgili ilk uluslararası sözleşme olan Kyoto protokolü ve onun yerini alması beklenen Kopenhag süreçlerini yaşadık. Gezegendeki tüm canlı yaşamının geleceğini ilgilendiren iklim değişikliği konusunda hükümetlerin ciddi tedbirler almalarını bekledik, mücadele ettik. Ve bu arada bilimin iklim değişikliği için öngördüğü her şeyi bire bir yaşamaya başladık.
İklim krizi konusundaki çözümleri – bilimin ve adaletin dayattığı çözümleri- dünya çapında birleştirmeyi hedefleyen bir kampanya ‘350’ kampanyası. Bilim insanları ve iklim uzmanları gibi bizler de , artık atmosferdeki karbondioksit miktarının güvenli üst sınırının milyonda 350 parçacık olması gerektiğini ve bunu sağlamak için vakit kaybetmeden harekete geçilmesi gerektiğini söylüyoruz.
350 kampanyasının uluslar arası koordinatörleri ve 350 için Türkiye’de çeşitli eylemler ve etkinlikler düzenleyen Küresel Eylem Grubu aktivistleri olarak bizler diyoruz ki, gezegeni ve geleceğimizi kurtarmak için bugün dünyanın her yerinde iklim adaleti hareketini yükseltmemiz gerekiyor. Bu yüzden birlikte, iki kampanyanın hem uluslararası, hem de Türkiye yerelindeki deneyimlerini paylaşmak ve iklim hareketini yükselmek için biraraya geliyoruz.
Katılır mısınız??
Seminer Programı:
20 Ağustos Cuma :
18.00 – 20.00 : Tanışma ve Bilgilendirme
350 Nedir?, Uluslararası eylem günü 10:10:10’da dünya çapındaneler planlanıyor?
İklim biliminin bizlere şart koştuklarının yanısıra, bugün uluslararası politikalar hangi yöntemlerle dünyada fosil yakıta dayanan ekonomileri böylesine dayatabiliyorlar? Biz halklar bu politikalarla ilgili neleri biliyoruz, neler yapabiliriz?
14.30 – 17.30 : Şimdinin hikayesi, İklim kampanyaları ve Kampanya Stratejileri ( Serbest Tartışma)
Şimdi acil harekete geçmeliyiz, fakat hangi stratejileri izleyerek ve hangi yöntemleri kullanarak?
Not: Konuşmalar İngilizce yapılacak, Türkçe tercüme olacaktır.
Yer : Yeşil Ev - İstiklal caddesi Balo sokak 21/1 Beyoğlu - İstanbul
Ayrıntılı bilgi için : 0535 439 21 93 - 0554 886 16 81
Kayıt ve sorularınız için mail adresi: kegiletisim@gmail.com
Son Güncelleme: Cumartesi, 14 Ağustos 2010 19:02
Meclis önünde nükleer anlaşmayı protesto eden aktivistlere polis saldırdı
Salı, 06 Temmuz 2010 07:38
Türkiye'nin dört bir yanından gelen eylemciler, 170.000 nükleer karşıtının imzaları bulunan kutularla birlikte, meclisin giriş kapısında milletvekillerini nükleer anlaşmaya hayır demeye çağırdı. Ankara'da meclis önünde başlayan oturma eylemimize polis vahşice saldırdı. 50 aktivist yerlerde sürüklenerek gözaltına alındı.
12 Mayıs 2005 tarihinde Türkiye, Rusya arasında imzalanan “ Akkuyu sahasında bir nükleer güç santralının tesisine ve işletmesine dair işbirliği anlaşması”nın içeriği bugüne kadar hükümet tarafından bir sır gibi saklanmaktaydı. Anlaşmanın içeriği hakkında ne kamuoyunun ne de milletvekillerinin bilgisi bulunmaktaydı. Sır gibi saklanan anlaşma metnini nükleer karşıtları ele geçirdi. Bugün Greenpeace, Yeşiller Partisi ve Küresel Eylem Grubu olarak düzenlediğimiz basın toplantısında da tüm kamuoyuna ve milletvekillerine, şartnamesiz, ihalesiz, yasasız düzenlenen anlaşmanın içeriğini duyurduk.
Yalova’nın sesini duyun: Termik santrala hayır! Yalova çevre platformu Yalova’da kurulmak istenen termik santrali protesto etti. Galatasaray lisesi önünde yapılması planlanan basın açıklaması yoğun sağanak yağış yüzünden Greenpeace bürosunda yapıldı. Yalova çevre platformu basın açıklamasında ; Türkiye’nin enerji ihtiyacı bahane edilerek, tüm doğal kaynakların sermayedarların emrine sunulduğunu vurgularken, yapılmak istenen kömürlü termik santralin fay hattı üzerinde olduğunu belirtti. 21. yüzyılda hâlâ enerji için bir seçenek olarak görülen termik santraller küresel ısınmanın en önemli nedenerlerinden biri. Kömürlü termik santraller yaydıkları zehirli gazlarla küresel ısınmayı geri dönüşü olmayan bir noktaya getirirken bulundukları bölgede ciddi hastalıklarına ve çevre talanına sebep oluyor. Şirketler, kâr hırsıyla Karadeniz, Ege ve Akdeniz’in vadi, çay ve derelerine saldırıyor. Neredeyse her arkarsunun üzerine hidroelektrik santrali yapılmak isteniyor. Hidroelektrik santralleri tüm insanlığa zarar veriyor. Tarihi eserler ve yerleşim yerleri sular altında kalacak, HES inşaatları için ormanlar kesilecek, dereler kurutulacak. Kurulması gündemde olan nükleer santraller ise kesinlike iklim değişikliğine çözüm değil. Nükleer santrallerin ucuz olmadığı, inanılmaz derecede karbon salınımına yol açtığı defalarca kanıtlandı. Nükleer atık sorunlarına dünyanın hiçbir noktasında çözüm bulunamıyor. En ufak bir sızıntıda bile çevredeki tüm canlılar tehlike altına giriyor. Biz Küresel Eylem Grubu olarak toplum yararını değil, şirketlerin kârını düşünen enerji politikalarına karşıyız. Enerji ihtiyacı güneş, rüzgar, jeotermal gibi yenilenebilir kaynaklardan sağlanabilir. İklim değişikliğini durdurmak için hâlâ çok geç değil. Başka bir enerji mümkün!
Son Güncelleme: Perşembe, 29 Temmuz 2010 13:24
NÜKLEER SANTRALA KARŞI ACİL EYLEM ÇAĞRISI
Salı, 25 Mayıs 2010 22:12
NÜKLEER SANTRALA KARŞI AYAKTAYIZ!
Rusya'yla kapalı kapılar arkasında imzalanıp hızla TBMM'den geçirilmek istenen ikili nükleer anlaşmaya karşı ACİL EYLEM ÇAĞRISI...
Türkiye'nin sonu belli olmayan bir nükleer maceraya sürüklenmemesi için tüm yurttaşları nükleer santrala karşı ayağa kalkmaya çağırıyoruz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni de Rusya'nın Türkiye'de nükleer santral kurmasını sağlamak için yapılan devletler arası anlaşmayı durdurmak için göreve davet ediyoruz.
Hükümet Akkuyu'da yapılacak olan ve 4800 MW gücünde dört nükleer reaktörden oluşan Türkiye'nin ilk nükleer santralı için Rusya ile devletler arası bir anlaşma imzaladı.
Bu anlaşmayla sermayesinin tamamı Rusya'ya ait olan bir şirket tarafından 20 milyar dolara yapılacağı açıklanan Akkuyu nükleer santralı 7 yıl içinde bitirilecek.
Anlaşmaya göre Rusya bu santralda ürettiği elektriği 15 yıllık alım garantisiyle 12,35 cent sabit fiyattan Türkiye'ye satacak.
Türkiye'de nükleer santrala karşı mücadele 35 yıldır devam ediyor.
Hükümetin 2004 yılından bu yana süren nükleer yapma çabaları daha önce açılan ihaleye bir Rus şirketi dışında hiçbir firmanın teklif vermemesiyle ve nükleer santral yasasının Danıştay tarafından iptal edilmesiyle başarısız olmuştu.
Hükümet şimdi bütün bu engelleri aşmak için yasasız, ihalesiz ve şartnamesiz bir şekilde, şeffaf olmayan bir süreçle hazırlanmış ikili bir anlaşmayla ve enerji alanında yapılacak yatırımlarda uyulması gereken bütün kuralları çiğneyerek, halkın karşı çıktığı bu nükleer santral yatırımını Rusya'ya veriyor.
Türkiye'nin bu kadar gözü kara bir şekilde ve üstelikj Çernobil'in sorumlusu olan Rus nükleer teknolojisiyle bir nükleer maceraya sürüklenmesi kabul edilemez.
ARİF KÜNAR- Nükleer yanışlıktan vazgeçelim Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner Yıldız’a Açık Mektup Sayın Bakan, Avrupa Birliği’nin 2007 de aldığı karar ve hedef olan “2020 ye kadar; 3 X 20”nin, ülkemiz için de müjdesini verdiğiniz konuşmanızda; “Enerji politikalarımızın başına üç tane 20'yi oturttuk. 2020'de ürettiğimiz enerji kaynaklarının en az yüzde 20'si yenilenebilir enerjiden oluşacak. Enerji üretiminden kaynaklı karbon ve sülfür salınımı mevcut salınımdan yüzde 20 daha az olacak ve yüzde 20 tasarruflu olacak”(1) diye belirtmiştiniz.
Türkiye-Kore İş Forumu'nda Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, “Sinop'ta nükleer güç santralleri kurulması isteği ve kararlılığı içinde olduklarını” söylemiş.
Sayın Yıldız, istekli ve kararlılı olabilirsiniz ama nükleer santral kuramayacaksınız. Sizden önceki hükümetlerin istek ve kararlılıkları nasıl nükleer santral kurmalarına yetmediyse sizinki de yetmeyecek. Artık bu gerçeği anlayın ve bu sevdanızdan vazgeçin.
12 Aralık eyleminde, Korhan Özyıldız ve Çağatay Kadı tarafından okunan basın metnimiz
Değerli basın emekçileri, değerli dostlar, İklim değişimine karşı mücadelede kritik bir aşamadayız. Gezegenin sağlığıyla oynayan küresel kapitalizm, tümüyle çıldırmış durumda. Bu sevimli bir çılgınlık hali değil, ölümcül, öfkelendiren hastalıklı hale gelmiş bir sistemle karşı karşıyayız. Gerçekten de bu hastalığı yenmek zorundayız, yoksa hastalık tüm canlı yaşamına ağır bir darbe vurmaya hazırlanıyor. Kopenhag'da hükümetlerarası iklim zirvesi başladı. Kyoto Protokolü sonrasında iklim değişimine karşı küresel bir çerçeve metninde, fosil yakıt salımlarının belirli oranlarda düşürülmesi zemininde anlaşma sağlanıp sağlanamayacğı bu zirvede belli olacak. Öncelikle öfkemizi ve neden öfkeli olduğumuzu sizinle paylaşmak istiyoruz. Öfkeliyiz çünkü, Altı gündür, 190 dan fazla hükümet yetkilisi, 15.000’den fazla delege sadece pazarlık yapıyorlar.