Makaleler - Nükleer Enerji

Fukuşima çocukları ölüyor

18
Haz 2014

Fukuşima'da meydana gelen patlamalardan yaklaşık 39 ay sonra, çevrede yaşayan çocuklar arasında tiroid kanserine yakalanma oranı yüzde 40 kat arttı.

Fukuşima Tıp Üniversitesi'nin nükleer santrale yakın bölgelerde yaşayan genç nüfus üzerinde gerçekleştirdiği araştırmaya göre, 375 bin gencin -bunun yaklaşık 200 binini çocuklar oluşturuyor- yüzde 48'den fazlasında kanser öncesi tiroid bozuklukları tespit edildi. Oran giderek yükseliyor.

Radyasyon ve Halk Sağlığı Projesi Müdürü Joseph Mangano, test edilen gençler arasında 120'yi aşkın çocuk kanseri vakası tespit edildiğini söylerken, normalde bu rakamın 3 olması gerektiğini belirtiyor.

Nükleer endüstrisi ve onun savunucuları ise bu trajediyi reddetmeye devam ediyor. Bazıları bunu Fukuşima'dan yayılan devasa boyutlardaki radyasyondan -bazı izotoplar için Hiroşima'yı 30 kat aşıyor- etkilenen bir kişi bile olmadığını iddia etmeye kadar götürdü.

Ama Fukişima'da yaşanan ölümcül salgın, Three Mile Island ve Çernobil gibi nükleer felaketlerin yaşandığı bölgelerde yaşayan çocukların maruz kaldığı olumsuz etkilerle tutarlılık gösteriyor. Benzer bulgulara, diğer reaktörlerin çevresinde yaşayan çocuklarda da rastlanıyor.

Atom enerjisinin bu tür salgın hastalıklara yol açabilme ihtimali Kanada Nükleer Enerji Güvenlik Komisyonu tarafından teyit ediliyor. Komisyon, bu tür nükleer bir felakete, "çocukların tiroid kanserine yakalanma riskinde bir artış"ın eşlik edebileceğini belirtiyor.

Kanada'da yeni inşa edilen nükleer reaktörle ilgili değerlendirme yapan komisyon, kazanın meydana geldiği noktadan 12 kilometrelik bir çevrede yaşayan çocuklarda tiroid kanserine yakalanma oranının yüzde 0.3 oranında yükseleceğini söylüyor. Ama bu tahmin, koruyucu etkisi olan potasyum iyodid haplarının dağıtıldığı ve acil durum tahliyesinin başarılı bir şekilde gerçekleştirildiği varsayımına dayanıyor. Oysa ne Three Mile Island, ne Çernoil, ne de Fukuşima'da bunlar yapıldı.

Araştırma sonuçları Mangano tarafından analiz edildi. Çalışmalarına efsanevi radyolog Dr. Ernest Sternglass ve istatistikçi Jay Gould ile başlayan Mangano, 1980'de beri reaktör merkezli radyasyonun insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştırıyor.

www.prn.fm'in 'Yeşil Enerji ve Sağlık' (Green Power & Wellness Show) adlı programında konuşan Mangano, nükleer santrallerin kapatılmasının genel insan sağlığını iyi yönde etkilediğini, açılmasının ise kötü yönde etkilediğini onaylıyor.

Fukuşima'nın yol açtığı kayıplar, çevrede yaşayan çocuklarla sınırlı değil. Nükleer santralde görev yapan operatör Masao Yoshida 58 yaşındayken özofajeal kanserinden hayatını kaybetti. Masao, nükleer krizin en kritik anında Fukuşima'dan ayrılmayı reddetmiş ve bu kararıyla belki milyonlarca hayatı kurtarmıştı. Santralde çalışan işçilerinin radyasyona ne kadar maruz kaldığı konusunda ölçümler çoğu zaman yapılmıyor bile. Bu işçiler, çoğunluğu suç örgütleriyle bağlantılı bağımsız firmalar için çalışıyor. Hükümet, felaketten önce santral çevresinde yaşayan aileleri, radyasyondan yoğun bir şekilde etkilenmiş olan bölgeye geri yerleştirmeyi planlıyor. Bu plana yönelik kamuoyu tepkisi ise giderek artıyor.

1979 yılında yaşanan kazanın ardından, Three Mile Island'ın sahipleri nükleer reaktörün eridiğini inkar etmiş ama bu durum bir robot kamerası tarafından doğrulanmıştı.

Pensilvanya'nın tümor kayıtları gizemli bir şekilde yok olmuş ve ardından yetkililer kazayla bağlantılı olarak herhangi bir kişinin öldüğüne dair bir kanıt olmadığını ileri sürmüştü.

Ama çok sayıda bağımsız çalışma, bebek ölümlerinde yaşanan artışı ve genel popülasyonda kanser görülme oranının normalin çok üstünde olduğunu teyit ediyor. Bölgede yaşayan hayvanlarda, ölüm, mutasyon ve hastalık oranlarının normalin çok üstünde oluşu da, Pensilvanya Tarım Departmanı ile yerel gazeteciler tarafından doğrulandı.

1980 yılında felaketten etkilenen bölgede yaşayan 2 bin 400 Pensilvanyalı tarafından açılmak istenen toplu dava, kazanın ardından çevreye yayılan radyasyonun insan sağlığına zarar verecek boyutlarda olmadığı gerekçesiyle federal hakim Sylvia Rambo tarafından reddedilmişti. Three Mile Island'ın sahipleri, medyaya konuşmamaları karşılığında felaketten etkilenenlere sessiz sedasız milyonlarca dolar tutarında ödeme yapmıştı.

Çernobil hakkında yapılan 5 binden fazla araştırma, 1 milyondan fazla insanın nükleer patlamayla bağlantılı olarak hayatını kaybetmiş olabileceğini ortaya koyuyor.

Çernobil'den yayılan radyasyonun Beyaz Rusya ve Ukrayna'nın genç nüfusu üzerindeki etkileri oldukça korkunç boyutlarda oldu. Mangano'ya göre, patlamanın ardından felaketten etkilenen bölgede doğan "Çernobil Çocukları"nın yaklaşık yüzden 80'i, doğum kusuru ve tiroid kanserinden, uzun vadeli kalp, solunum yolu ve zihinsel hastalıklara kadar çok geniş kapsamda olumsuz etkilerle karşılaştı. Bu rakam, felaket bölgesindeki her beş gençten sadece birinin sağlıklı olduğu anlamına geliyor.

Sosyal Sorumluluk Sahibi Hekimler (Physicians for Social Responsibility) ile Nükleer Savaşın Engellemesi için Uluslararası Hekimler (International Physicians for the Prevention of Nuclear War) adlı topluluklar, Fukuşima'da benzer sorunların yaşanabileceğine dair uyarıda bulunuyor.

Birleşmiş Milletler Atomik Radyasyonun Etkileri Bilimsel Komitesi (The United Nations Scientific Committee on the Effects of Atomic Radiation - UNSCEAR) geçtiğimiz günlerde felaketin insan üzerindeki etkilerini önemsizmiş gibi gösteren bir rapor yayınladı. UNSCEAR, atom enerjisi kullanımını destekleyen Birleşmiş Millletler'e (BM) bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Kurulu (International Atomic Energy Agency - IAEA) ile bağlantılı bir organizasyon. Reaktörlerin insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin BM bulgularına dair IAEA tarafından konulan medyaya konuşma yasağı bulunuyor. UNSCEAR ve Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization), onlarca yıldır, nükleerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini gizlemeye çalışan bir çalışma yürütüyor. Fukuşima da bu konuda bir istisna oluşturmadı.

Buna karşılık, Sosyal Sorumluluk Sahibi Hekimler ile Nükleer Savaşın Engellemesi için Uluslararası Hekimler'in Almanya Şubesi, UNSCEAR'ın iddiaların aksini ispat eden on maddelik bir rapor yayınladı ve BM'nin güvenilirliğine karşı kamuoyuna uyarıda bulundu. Raporda felaketin devam ettiği ve bölgenin onlarca yıl boyunca gözetim altında tutulması gerektiği ifade ediliyor. Gruplar, rüzgarın denizden ziyade Tokyo yönünde esmesi durumunda, felaketin sonuçlarının çok daha ağır olabileceğine dikkat çekiyor.

Radyasyona maruz kalmış ürünler yüzünden ve santralde çalışan işçilerle ilgili riskler devam ediyor. İşçilerin vücutlarındaki radyasyon ve sağlıkları üzerindeki etkileri denetlenmiyor. İşçiler ve felaketten etkilenen bölgede yaşayanların vücutlarındaki radyasyon miktarıyla ilgili yapılan tahminler güvenilirlikten uzak. Radyasyonun insan embriyosu üzerindeki ciddi etkileri özel olarak dikkate alınmalı.

Gruplar, UNSCEAR'ın geri plan radyasyonuyla ilgili araştırmalarının da "yanıltıcı" olduğunu söylüyor ve radyasyonun genetik etkileriyle kanser dışı hastalıklar hakkında daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyor. BM'nin "radyasyona maruz kalmış kişiler arasında fark edilebilir boyutta radyasyon kaynaklı sağlık sorunları görülmesi beklenmiyor" iddiasını ise "gülünç" buluyor. Potasyum iyodid dağıtımının resmi olarak reddedilmesinin işleri daha da kötüleştirdiğini ekliyor. Söz konusu madde, kazanın ardından ciddi miktarlarda salınan I-131 radyoaktifinin neden olabileceği tiroid etkilerine karşı koruyucu etki gösterebiliyor.

Fukuşima'dan gelen korkutucu haberler bunlarla sınırlı değil. Pasifik'e radyasyon yayılımı devam ediyor. Atık yakıt çubuklarının havayla temasları engellenmiş ve dağınık halde bulunan havuzlarda saklanması hala tehlike yaratıyor.

Nükleer yanlısı Shinzo Abe rejimi Japonya'nun diğer 48 reaktörünü yeniden kullanıma açmak istiyor. Felaketten kaçan ailelere radyasyona maruz kalmış olan ev ve köylerine geri dönmeleri için baskı yapıyor.

Ama Three Mile Island, Çernobil ve şimdilerde Fukuşima'nın etrafını saran ölüm ve hastalık salgını bu tür kararların insanlara maliyetinin artmaya devam ettiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde gösteriyor. En başta ve en çok çocuklarımız etkileniyor.

Harvey Wasserman/ecowatch.com

Çeviren: Emre Altan ETHA/ Dünya Servisi